Mehmet Yılmaz’dan İkizler: Aynı Ama Farklı, Bir Arada / Cebrail Ötgün

Cebrail Ötgün 

 

Mehmet Yılmaz’ın son iki yıldır çalıştığı İkizler başlıklı resim dizisi birden çok bağlama gönderme yapıyor. Kavram olarak İkizler, adını ikili tuvalden ve kompozisyonda kullanılan, ilk bakışta birbirinin aynıymış gibi duran, ama aslında birbirinden farklı iki imgeden alıyor. Yanı sıra, teknik olarak menteşeyle tutturulmuş ikili tuvalin sol tarafı dijital baskı, sağ tarafı ise yağlıboyadan oluşuyor ve bir arada, resmin kompozisyonunu tamamlıyorlar. Sağdaki imge, soldaki imgenin kopyası değil, ikizidir. Yılmaz’ın kendisinin de belirttiği gibi, amaçlarından biri, asıl dikkati boya ile yapılandan çok, dijital baskılı olana çekerek ‘resmin neliğini sorgulamak; resim kavramının anlamını genişletmek’. Buna bağlı olarak bir diğer amacı da, kendisinin sık sık dile getirdiği ‘fotoğraf resimdir’ iddiasını pekiştirmeye yönelik. Bütün bunlar ikizler kavramının anlam katmanlarını çoğaltıyor.

Yılmaz’ın “Fotoğraf resimdir. Her türlü fotoğrafik baskı, bir tür baskıresimdir” sözü, bir ayrışmanın sonuna işaret ediyor. Fotoğrafın tanım olarak bir baskıresim tekniği ve türü, ya da bir diğer deyişle ışık resmi olduğu geçmişte ve günümüzde de bilinir. Sanırım bu açıdan aksini iddia eden de yok gibi! Peki o zaman bu söylem neye karşılık gelebilir? […] Sanırım bu söylem tartışma alanı açmak yerine; hem teknik, hem anlam, hem de sanatta sınırların erimesi, içiçelik ve amaç-araç ilişkisi açılarından bir sonsöz gibi duruyor. Bu ifade 1960’larda sonlanma belirtileri gösteren, güzel sanat alanındaki bir ayrışmanın bittiğini imliyor. […] 19. yüzyıldaki keşfinden bu yana, fotoğraf ve resim (Yılmaz’ın sözleriyle, ‘makine resmi’ ve ‘boya resmi’) arasında önce çatışma, sonra ayrışma, giderek ikisi arasındaki uzlaşma ve nihayet amaçta buluşma gerçekleşmiş, sanırım üstünlük ve sınır tartışması da ‘sanatsal’ olmak koşuluyla bitmiş durumda. […]

Yılmaz İkizler dizisinde fotoğraf ve resim arasındaki üstünlük yarışının ve sınırın eridiği söylemine, fotoğraf ve resmi, daha doğrusu, kendi deyimiyle, boyasal resim ile mekanik/dijital resmi bir araya getirerek dâhil oluyor. Amacı, foto gerçekçi çözümlemeyle, ikizler kavramının öznel–düşünsel bağlamını oluşturmak. Yılmaz, dijital baskı ve boyasal resmi birlikte sunarak, birini diğerine üstün kılmak yerine, durumu eşitliyor. Bu iki türün hem benzerliklerine hem farklılıklarına dikkat çekiyor. Peki o zaman, bu şekilde paylaşılan şey nedir? Kavram, İkizler. Teknik olarak ikiz, tuval olarak ikiz, yüzeyde imge olarak ikiz. Yılmaz, bir sanatçı-tasarımcı yaklaşımı sergileyerek, iş bölümü yapıyor ve eşitlikçi hamleyle el emeği ile düşünce emeğini aynı potada eritiyor. John Ruskin’in 1850’lerde sanat–zanaat tartışması üzerinden yola çıkarak yaptığı eşitlikçi yaklaşımın bir benzerini ortaya koyuyor. Ruskin’e göre, sanatın içinde, zanaati de kapsayan kesintisiz ve bütünlükçü bir yelpazesi olmalıydı. Ruskin: “Ya doğru bir şey söylemek ya da işe yarar bir şeyi süslemek” diyerek, hakiki sanatın bu iki işleve sahip olması gerektiğine vurgu yapmıştı. Yine, sosyalist William Morris de benzer ilkeleri savunan bir sanatçıydı. Morris bıkıp usanmadan elleriyle çalışanlara saygı göstermeye çağırdı insanları. Bauhaus okulu da aynı ilkelerle hayata geçti.  Walter Gropius, “her sanatçı zanaatında ehil olmalıdır” diyordu (1). Benjamin 1936 yılında kaleme aldığı “Mekanik Röprodüksiyon Çağında Sanat Eseri” adlı makalesinde çok sayıda ucuz kopyalar üreten fotoğrafçılığı, sinema ve ses kaydını 20. yüzyılın hayati sanat biçimleri olarak görüyordu. Benjamin bu yeni kitle iletişim araçlarının sanatı estetik tecritten kurtararak sanatı gündelik hayatta siyasal ve iletişimsel bir işlevi olacağına inanıyordu. Mehmet Yılmaz da İkizler’de ister el ile, ister mekanik/dijital bir aygıtla yapılsın, ortaya çıkan şeyin, aynı tümelin, yani resmin alt türleri olduğunu belirtiyor ve seçimiyle de yaptığının yalnızca iletişimsel işlevine dikkat çekiyor.

Yılmaz’ın imge seçimleri neye işaret ediyor? Bu imgeler sıradan yerlerde, doğal ya da kurgulanmış duruşlarıyla, bilinen sıradan halleriyle gösterildiği için, her şeyden önce, basit nesnelerdir. İster dijital baskı, ister elle boyama olsun, bu böyledir kanımca. İçten gelen dürtülerin dolaysız, öylesine kurgulanmış yansımalarıdır bu imgeler. Figürler varlık alanlarının ya da günlük etkinliklerinin içinde kalarak bir anlık kameraya dikkat kesilerek çekilmiş görüntülerdir. Sıradan seçilmiş nesneler de öyledir, insan gibi iki farklı açıdan, öylesine poz verdirilmişlerdir sanatçısı tarafından. Dijital baskı olan, yanındaki elle boyamanın sağlaması gibidir. Karşılaştırma yapmadan geçemiyorsunuz. Arkada, soldan sağa devam eden mekân içinde, figürler dikilmiş vaziyette. İmgeler tek başına gözün kontrolünde olamıyorlar. Hesabı açık seçik ikizine kesilmiş imgeler. Burada hangisi mal, hangisi hizmet, belli değil, onlar zamanın zembereğinde… İkizlerin her biri durdukları yerden diğerinin değerini kestirmeye davet ediyor bizleri. Nazım Hikmet’in kendisi ve nesneleri üzerine yazdığı şiir dizeleri (2) gibi durduğun, baktığın yerden kim haklı, kim değerli gösteriyor. Tek başına ele alındığında herbiri tarihsel bağlamı içinde ve oluş hali sürecinde temsilin gücü, beceri, teknik ve düşünce açısından hakettiği değeri sahiplenir. Tek tek gerilimsiz, eksiksiz, dingin ve yetkin. Birlikte tek bir resim olduğu düşünüldüğünde ise yaratıcısını düşünmeden geçemeyeceğimiz bir durum oluşuyor. Hangisi hangisiydi, dijital mi, elle mi yapılmış? Dijital baskılı olan ikna turunda diğerinin sağlaması olacaktır. Elle yapılan dijital olana ne kadar benziyor? Benzerlik ne kadar yakınsa, resmin ikna edici gücü o kadar artacaktır.  Hangisi ikizinden nerede ayrılıyor? Elle yapılanın tespiti, ya eksikliğinden ya da üstünlüğünden olacaktır. Üstünlüğünden olacaksa, hayret/hayranlık duygumuzun ve değer yargımızın katlanacağını varın siz tahmin edin… Hayret ve hayranlık öne çıktıkça, bir resmin bizi süreç içinde tamamıyla ele geçirmesi imkânsızlaşır. Yok eğer, eksikliğinden olacaksa işte zorluk burada başlıyor. Sığındığımız (ya da Yılmaz’ın sığındığı) liman bilimsel olarak ikizlerin açıklamasıdır. Aynı anneden, ama tek bir gebelikten doğanlardır ikizler. Döllenmiş tek bir yumurtadan geliştikleri için bütün genleri aynı olan bu tek yumurta ikizleri (ya da monozigot ikizler) birbirine ayırt edilemeyecek kadar benzeyen gerçek ikizlerdir. İkisi de mutlaka aynı cinstendir, yani her ikisi de erkek ya da her ikisi de kızdır ve yalnız dış görünümleri değil, kan gruplarına varıncaya kadar kalıtımla aktarılan bütün özellikleri özdeştir (3). Yine de ikizlerin bilimsel ve toplumsal açıdan benzerliklerinin çok, ama tıpatıp aynı olmadıkları da bilinir. Mehmet Yılmaz da bu özdeş, benzer, ama farklı kuralını uygulayarak, kompozisyonda görünen imgelerin açılarını değiştirerek bu zorluğu aşıyor. İzleyicinin kendince saptamış olduğu eksikliği boşa çıkarıyor ya da yeniden başa dönmemizi sağlıyor.

Dar alanda derin anlamı yakalamamız için bizi zorluyor. Kullanılan yöntem gereği, duygusal titreşimleri olmayan, düz ve doğrudan bir gerçeklik alanıyla karşılaşırız. Görünenin anlık sıradanlığı, öylesineliği bizi boşluğa düşürüyor, eksiklik hissi uyandırıyor. Zaten bir yapıtın değeri, zenginliği onda görülen eksiklik değil midir? Tamamlanması için izleyicisini beklemiyor mudur? Görünenler bu kadar açık ediyorsa kendini, görünenin ötesinde anlam nerelerde gizli? Görünen yalnızca görünen değildir elbette. Tam da burada Roland Barthes’ın odağına fotoğrafı alarak ürettiği kavram çiftiStudium-Punctum devreye sokabiliriz (4). Bu kavramlar aralarında bir bağıntı olmasa da, birbirinin karşıtı ya da tamamlayıcısıdır. Barthes’a göre, bir şeye ilgi ancak Studium yoluyla olur, ama Studium geneli işaret eder. Genelde görünür biçimlerde herkesçe bilinen gerçeklikler anlamlandırılır. Ortak kodları vardır. Bu evdir, bu masadır, bu yoldur. Bir başka anlamıyla karşılıklı anlaşmanın zeminidir Studium. Bunlar aşıldığında ise Punctum devreye girer. Punctum, Studium’u kırar, bozar ya da deler. İçe dönüktür Punctum, delme kavramına gönderme yapar. İlk bakışta genelinden dolayı farkedilmeyen ayrıntıya dikkat çeker.Gerçekliği görünen genelden öte, görünmeyen, ayrıntıların gizil anlamlarında arar. Punctum kodlanmamış olanı, yeni bir eklemeyi gerektirir. Bir tür gizli ötedir, saklananı, kapatılanı görme girişimidir. Punctum özel alanı-olanı işaret eder. Yılmaz’ın resimlerinde herşeyi ile açık ettiği bu gerçeklik alanı ilk bakışta temsil ettiği şeye gönderme yapar. Bu gönderme yaptığı şeye olan bağlılık, anlamda boşluğa sürükler bizi. Zorluk burada başlar: Bu resimlerin punctum’u var mı? Varsa nedir bunlar? Beni delen, bana acı veren, beni sarıp sarmalayan şey (punctum) nerede? İşte bu arada oluş sanırım resimlerin punctum’unu veriyor bize.

Cebrail Ötgün, sanatçı, öğretim üyesi

 

 (Bu metin, Fotoğraf Resimdir’ adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır. Bkz. Ütopya Yayınevi)

 

Dipnotlar:

 

(1) Larry Shiner, Sanatın İcadı, Ayrıntı Yayınevi, çev. İsmail Türemen, 2004, s: 357 -359, 386.

(2) […bir kurşun kalemim vardı, ben içeri düştüğüm sene. Bir haftada yaza yaza tükeniverdi. Ona sorarsanız: “Bütün bir hayat.” Bana sorarsanız: “Adam sen de, bir iki hafta”], S. Göksu-E. Tims, Romantik Komünist, YKY, 2011, s: 227

(3) Çift yumurta ikizleri (ya da dizigot ikizler) ise, annenin aynı anda ürettiği iki yumurta hücresinin iki ayrı spermayla döllenmesinden oluşur. Kalıtım yasalarına göre bu döllenmiş yumurtaların genetik yapısı birbirinden farklı olacaktır. Bu bebekler de aynı anda doğarlar, ama cinsiyetleri farklı olabileceği gibi benzerlikleri de bütün kardeşlerde gözlenebilen sıradan bir benzerliğin ötesine geçemeyebilirler.

(4) Roland Barthes, Camera Lucida, Fotoğraf Üzerine Düşünceler, çev: R. Akçakaya, Altıkırkbeş Yayınları, 2008.

Reklamlar
Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s